|
 |
27/6/2007 - SENİ DÜŞLEMEK
Yeni bir sonbahardı mevsim-herseyi sarıya boyan-,cıvıl cıvıl bir yazı
hayallerinle süslemiştim oysa, ama gittin ve yaz bitti.... Gittin...
Artık ne sen dönebilirsin, ne de ben açabilirim gönlümü ne sana, ne de
bir başkasına... bir zamanlama hatası mıydı? Ne dersin? Yoksa sadece
mekanlar mı uymadı bu aşka? Bilmiyorum... Oysa ne sen bana erken ,ne de
sen bana
geçtim... zamanlamalar tutsa da, hayaller tutmadı, bunu geç olsa da fark ettim...
Hersey baslar ve biter dediğin o anda anlamıştım, benim sana sonsuz,
senin bana geçici bağla bağlanmanın yüreğimde açacağı derin
yarayı...Oysa ne sen bana erken, nede ben sana geçtim... sadece ne sen,
ne de ben cesaret edemedik mekanlar ötesi bir aşk yaşamaya...Gittin ve
o yaz gibi aşkımızda bitti...
Gittiğinde farklı mevsimler yasıyorduk, ben kışa girerken, cıvıl cıvıl
bir yaz ve yakışı güneş miydi senin aklını çelen ,beni TERK ETTİREN ve
bunca acıya iten?... Mevsimler ve mekanlar mı karar verdi aşkımızın
sonuna, ne sen bana geç ,ne de ben sana erken olmadığımız
zamanlamamızda... Her ne ise sen gitti ve yaz bitti....
Komik biliyor musun? Bittigini bile bile hala beni kıskanman, hala seni
sevmemi beklemen ve hala benim seni düşünmem bunca acıya rağmen...
Seni düşünmek? Seni düsünmek nasıl birsey biliyor musun? Bazen bir
kanat çırpışı gibi bir kuşun özgürce, bazen bir tüyün yere süzülüşü
gibi yavas yavaş, bazen hızlandırılmış bir flim seridi gibi seri ve
akıcı, bazen bir balığın can çekişmesi gibi caresiz ve acınacak bir
sey, seni düşünmek...
Seni düşünmek: Bazen bir çınarın altında sıcak yaz gecesinde hayaller
kurmak gibi, bazen bir derin maviliklerde kaybolmak gibi, bazen bir
çölde vaha bulmak gibi... Düşünürken ağzındaki lokmayı yutmayı unutmak
gibi, ulaşamadıkça bir seraba peşinden ölesiye koşmak gibi, TUTUGUN BİR
BALIGI AĞDAN KURTARIP, DERİNLİKLERE SALI VERMEK GİBİ, İÇİNİ HUZURLA
DOLDURAN, adın geçtiğinde daldığın hayallerden bir çırpıda gerçeklere
donuvermek gibi...DÖRT NALA KOSAN BİR TAYDAN DÜSÜVERMEK GİBİ DÜŞLERİN
KOYNUNA... İşte böyle bir şey seni düşünmek...Eğer sende beni böyle
düşleseydin, böyle kolay ve zalimce olmazdı gidişler, değil mi birtanem?
Gidişinde gelişin gibi sadece hayaldi belki... düşlediğim düşlerim
gibi...hani her gece düşü veren rüyalarıma.. Ve lacivert sisli bir
gecede geleceğine inanmak, aslında hiç gelmeyeceğini bilmek gibi....
Gidişinde aslında üzmedi beni yokluğun kadar , yoktun ki aslında...
Yokluğun kadar sevdim seni, yokluğun kadar özledim, yokluğunda hayal
ettim... şimdi ancak yokluğun kadar nefret edebiliyorum senden.... ne
acı!!!!
Gittin, yoktun, hiç olmadın....
Seni düşlemek mi?Yinede güzeldi... kızgın bir çölde bir serapın bilinçsizce ardından koşar gibi...
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
17/4/2007 - BİR BEBEĞİN YARIM KALMIŞ GÜNLÜĞÜ
BİR BEBEĞİN YARIM KALMIŞ GÜNLÜĞÜ

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim… Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya… Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
12 Kasım: Ah evet… Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım…
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var… Anneme benziyorum galiba…
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız…. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı… Hiç duymadığım bir şey bu… Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka… Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne… Anne… Anneciğim… Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap… Anne… Kolumu çekiyorlar anne… Canım yanıyor anne... Anne… Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne… Anne kalbimi parçalıyorlar… Anneciğim… Anne… Anne… An… Ah! Kürtajınız ta-mamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !..
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
1/4/2007 - BALONLAR
Adamın hastalığına çare bulamayan doktorlardan biri, kendisine Evliya denilen bir ihtiyarın adresini vermiş. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında , sokağın köşesinde simit satan 6-7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Adam o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski t-shrt ün üzerinde bir E harfi yazılıydı. Ve bu E mutlaka evilyanın E si olmalıydı. Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra ; -Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler , dedi. İyileşmem için bana dua eder misin ? Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi sallarken ; - Bende sık sık hastalanıyorum , diye karşılık verdi. Ama dedem , Allah'a inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan. Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken; - Deden çok doğru söylemiş , dedi. Ama ben yine de yardım istiyorum senden. Çocuk duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu göstererek ; - Size dua edeceğim diye cevap verdi. Ama eğer iyileşirseniz , bana 10 tane balon alacaksınız , tamam mı? Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken ; - Uçan balon almanıza gerek yok , diye devam etti. Normalinden 10 tane istemiştim. :)) Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış , ayrıntılara geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki Ramazan Bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple gelemediği takdirde , önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı. Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kağıda yazdıktan sonra , başını okşayarak onunla vedalaştı. Aradan soğuk bir kış geçip Ramazan a ulaşıldığında, adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine gitti. küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler, çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki bakkala sorduğunda , dükkan sahibi ; - Ciğerleri hastaydı yavrucağın , dedi. Geçen hafta aniden ölüverdi. Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü. Ve koşar adımlarla orayı terk ederken, önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp; - Şu an uçan balonlardan 10 tane istiyorum , dedi. Çabuk ol , gecikmeden ulaşmalı yerine. Adam satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra ,onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp ; - Ne yaptığınızı anlayamadım dedi. Neden bıraktınız onları öyle ? Adam , nazlı nazlı yükselmekte olan balonları buğulu gözlerle takip ederken ; - Onları bekleyen küçücük bir dostum var, diye mırıldandı. Hem de evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece.
|
|
Yorum
(2) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
30/1/2007 - ACININ SARNICI BEN OLMUŞTUM
Gitmiştim.. Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiştim... Durakta beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım.. Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuğu arasında sıkışır kalırım.. Doyumsuz bir yolculuk şoku ardı ardına gözlerime saplanır..İki adımda bir kavşak serilir önüme. Karasızlık buhranı sonra... Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır.İşte kavşakları hep acıya ayarlanan gidişlerim bu söylenceye aldanır... Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları birbirine düğümlerim... Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar geçer... Resmi sevinç, içi ezinç başlangıçla gözüm görmeye başlar. Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim.. Oysa yürek yeniktir hala.Bunu artık kim değiştirebilir. İnsan görebilirse erdiğini soğuk sokaklara sokulma vakti gelmiştir. Alnımdan su eksildiğinde, acıların kayaları küflendiğinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiştir çantayı sırtlamanın. o günden sonra bütün kent sokaklarında asit yağmurlarında tek başıma yürürüm. Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz, yüzüm kapalı tüller kadar sessiz...
Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!! Bu kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu.. Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana.. Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellatı arıyorum.. Gözlerimi gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meşe kolyesi.. Her meşenin gövdesine bir kelime yazıp geçmşim o yoldan..S enden başka kim başarabilirdi ağaçlardan cümle kurmayı...Ve beklediğim oldu ağaçların yolun sonu denize çıktığı..Ben seni denizsizken bilirim... Gözlerindeki son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde.. Daha engelleri aramızdan söküp karşımıza almadan gittin... Deniz sıçradı üzerine, tuza, yakamoza aldanıp gittin!!!
Ne zaman rüzgar saçılsa bir kadıın saçlarına, benim bungun ellerim ağlıyor şimdi.. Gel ben ölmekteyim... Caddelerde adımlarım boğuluyor, gözlerindeki surları katlime örüp durma!! Rengi kokuşmuş yazlara mezarımı kazma!! Naçar oturup ağladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü balıklar bakıyor bana.. Vapurların bir bir sana seferi yok.. Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da.. İç bükey bir acıyla geldiğim kentte enkaz oldum.. Bana ayrılan kül bulutlarını soğuruyorum şimdi.. Kanat ve el gibi tutabilir mi bir başka eli ey deniz?
Bugün varlığımın infazına hükmettim.. Durgun bir denizle yanan bir kentin arasında kaldım.. Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun. İsimsiz olsun.. Eylüle açılıyor dalgalar.. Ah kalbim üzerine çullanacak yine sonbahar.. Sulara sok kanlı saçlarını.. El salla tren istasyonuna, kıyıdaki cam kırıklarını damıt.. Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu acı.. Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı?
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
27/1/2007 - ANNE NE OLUR BENİ AFFET /Gönderen:Mutsuzum
ben almanyanin kücük bir sehrinde büyüdüm, aslinda vatanimda büyümeyi tercih ederdim. belki herseyim olmazdi ama huzurum olurdu,belki hayatim daha degisik ilerlerdi,belki....?neyse dedigim gibi biz almanyanin kücük bir sehrinde anem sevmeye doyamadigim annem,herseyi dogru yapmak isteyen ama milletin dedikodusundan utanan annem,babam cok sevdigim "benim kizima güvenim sonsuzdur " diyen babam ve birbirimizden cok uzak oldugumuz iki tane abim! belki annem ve babam yasam savasi icinde bizi sevmeyi unutmuslardi belkide onlar herseyi dogru yapmislardi belki de yanlis olan bendim? bilmiyorum.belki de babam bana fazla güvenmisti! ve hala da güveniyor.ailenin en kücügü bendim.her istedigim oluyordu dedigi gibi babamin birtanesiyim.yasim 13 komsumun ogluna asik oldum askmiydi bir hevesmiydi cahillikmiydi bilmiyorum.birgün kacarak evlendik.adanaya kocamin memleketine kactik,ilk gecemizde hamile kaldim.bugün 12 yasinda bir kizim var.evliligim fazla sürmedi kocam isini kaybettikten sonra beni dövmeye basladi ve babam beni cok seven babam buna dayanamadi,ve beni hemen kizim dogduktan sonra almanyanin baska bir sehrine gönderdi."benim tek kizim var el oglundan dayak yesin diye büyütmedim"düsüncesindeydi,benim ve kizimin huzur icinde yasamamizi istiyordu. annem se hic sevgisini göstermezdi "beni annem sevmiyor "düsüncesindeydim.YANILDIM.bugün kendim bir anne olarak annemi daha iyi anliyorum.ama cok gec egerki o zamanlar bu günki gibi düsünebilseydim cok seyler baska yapardim.annem benim yokluguma dayanamadi, hastalik pesinden hastalik geldi ve annem iki sene önce vefat etti. son nefesinde ulastim anneme ama neye yarar, ben anneme doyamadim, yüzüne bakipta annem beni affet diyemedim sarilip koklayamadim.utandim kendimden yaptiklarimdan hayatimdan.anneme anlatacagim cok sey vardi,annemden ve babamdan ayrilinca basima neler geldi....abilerim annemin ölümünden beni sorumlu ettiler, haklilardi.benden nefret ediyorlar.yazmayi unuttum kizimi babasi ben ayrildiktan 6 sene sonra öldü ölüm sebebini hala bilmiyorum.kizim babasini hic görmedi.ama kendimi bundan sorumlu tutmuyorum,cünkü o bize sahip cikmadi tek dostu ickiydi.ginede yattigi yer mekani cennet olsun.nede olsa kendi cahilligim ve kizimin babasiydi. kizimla baska sehirde yapa yalniz kaldigim da cok zor günler gördüm.kocamin icki düskünlügünden epeyce borclanmistim,ellimizden tutan kimse olmadi.annem ve babama eger zorluklarimizdan anlatsaydim elbette yardimcim olurlardi ama buna yüzüm yoktu.KENDI DÜSEN AGLAMAZ diye düsündüm nede olsa cok hatam olmustu.kizimi soguk yagmurlu bir günde delik ayakabi ve yazlik ince bir ceketle okula gönderdigimde ateslenip yataga düstü,ve ben babamin sonsuz güvendigi kizi hayat kadini olarak calismaya karar verdim. ben anamdan orospu olarak dogmadim .bugün hala hayat kadini olarak calisiyorum. bunu ailemden kimse bilmiyor,ama aynaya baktigim zaman kendimden kaderimden utaniyorum, kizima her istedigini alabiliyorum ve bu beni biraz olsun teselli ediyor.sonra gece oldugunda sabahlara kadar agliyorum. neden den bukadar hata yaptim. anneme beni affet diyerek yalvariyorum.
Gönderen: mutsuzum
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
|
|